Kararlarımı ben mi alıyorum?

Kararlarımı ben mi alıyorum?


Hayatımız, verdiğimiz küçük büyük kararlar ile yol alıyor. Bazen bizim için hayati önem taşıyan
kararlar vermek durumunda kalıyoruz. Evleneceğim kişi, taşınacağım ev, çalışmak istediğim meslek gibi. Bazen de giyeceğim kıyafet, yapacağım kahvaltının yeri gibi küçük kararlar.
Yaşadığım olaylar ve durumlarda davranışlarımı neye göre seçiyorum?
Zihnim, hayatımın bütününü oluşturan bu seçimleri yaparken bilinçaltımdan referans alarak işlem yapıyor. ‘’Hangi elbiseyi alsam; Yakası dantelli olanı mı?’’ ‘’Kırmızısı mı olsun, mavisi mi?’’ ‘’Kırmızı hiç yakışmıyor, mavi daha güzel ’’ dedirten şey, düşüncelerimi, deneyimlerimi, aldığım bilgileri ve benimle ilgili tüm bilgiyi barındıran derya deniz misali bilinçaltım. Belki yıllar öncesinde
çocuk halimle tanık olduğum yangın olayında gelen itfaiyenin arabasının kırmızı renkli oluşu bende o renge karşı olumsuz duygu oluşturmuştu.
O zaman seçimleri yapan ben mi oluyorum? Vereceğim kararları yöneten biri mi var? İletişimimin iyi olmasını istediğim aile ilişkimde verdiğim tepkiyi nasıl seçiyorum?
Sinir bilimci Prof.Dr. Sinan Canan kitabında şöyle bahseder: ‘’Beyin, hayatta kalma donanımıdır. Bizi hayatta tutmak için vardır ve bu işi evrende en iyi yapan cihazdır. Bazı yaşamsal sorunlara kestirme çözümleri ustalıkla bulmak ve hayata geçirmekle
görevlidir.’’ İlişki deneyimimizde de verdiğimiz tepkiler genellikle hocanın dediği gibi ‘’kestirme çözümler
ustalığıyla’’ öfke veya üzüntü olabiliyor.
Örneğin, arkadaşımızla bir konu üzerinde konuşurken sesini yükselterek kırıcı kelimeler kullanmasının bizde öfke oluşturması etkiye verdiğimiz tepki olarak aslında kestirme bir yoldur. ‘’Sen hep böylesin, yeter artık. Biz görüşmesek daha iyi olur.’’ Derken, duygularımız zihnimizin tehlike algısı ve beni koruma ihtiyacıyla olabiliyor. Fizik biliminde etki tepki kanununu hepimiz biliyoruz. İki cisim arasında etki kuvveti ne kadarsa aynı büyüklükte ama zıt yönde diğer cisim tepki kuvveti uygular. Pinpon topu, sert zeminde her zaman zıplayacaktır. Denize atılmış taş, ona uygulanan kuvvet ile dalgalar oluşturacaktır. Bizlerde yaşadıklarımızdan aldığımız etkiye göre aldığımız referanslarla tepkiler oluşturuyoruz. Bu işi sadece cihaza bırakmak ne kadar doğru? İnsan olabilmenin gerekliliği burada devreye giriyor.
Kişisel gelişim eğitmeni, yazar Stephan R.Covey 8’inci alışkanlık kitabında;

‘’İnsan olarak tepkimizi seçme özgürlüğümüz var. Başıma gelen ile ona vereceğim tepki arasında bir boşluk var. Bu boşluk seçim yapabileceğim aralık. Orada ki seçim özgürlüğümüz bizim tepkimizin ne olacağını belirliyor. Güzel haber de bunun gelişmesi mümkün.’’ Kendi tekamülümüzde kararlarımı alırken seçme özgürlüğü yaşadığım o boşluğu geliştirmek, farkındalık kazanmakla mümkün. Bu zihin işleyişine sahip olmak için bir süre bilinçli olarak çalışmak, uygulamalar yapmak şart.
Sonrasında bu öğrenim bilinçaltı düzeyde yapılanır ve böylece belki de hayatımı daha doyumlu
yaşayabilmeyi sağlayan kararlar vererek hedeflediğim şekilde geçiriyor olabilirim.