Türk Kahvesi Kokan Ev

Üzüldüğüm anlar; hayal kırıklıklarım, gözyaşlarım, pes edişlerim, düşüşlerim, kalkışlarım, mutlu olduğum anlar, hep bir yerden yeşeren umutlarım, talan olmuş gönül bahçem, yeşillendirmemde bana el uzatan insanlar ve daha bir çok şey... Tüm bunlar yaşanırken, kahve yapıvermiş buluyordum her defasında kendimi. Çünkü kahve; umuttu. Kahve; bana iyi gelendi, huzurdu. Araftan kaçıştı belki de. Kahve; en yakın arkadaştı.

Türk Kahvesi Kokan Ev

                                  

Merhaba, hoş geldin. Nasılsın?  Çayını/kahveni yaptın mı?  Ben bir şeyler okurken kahvemi yudumlamayı çok severim. Bana iyi geliyor, naçizane tavsiye ederim (:  Kahvenin hayatıma dahil oluşu ve bu denli bir yer kaplamış olması toplamda 7 yıl gibi bir süreyi kapsıyor aslında. Öncesinde böyle bir kahve sevdam yoktu. İçmezdim de fazla. Yakın arkadaşlarımdan biri misafirimdi geçende. Kendime kahve yapacaktım, sordum sen de içer misin diye. Yok bu kez içmeyeceğim dedi. Sonra dedi ki; ‘Tuğba nasıl bu kadar çok sevebiliyorsun ve bıkmıyorsun kahveden? Bazen hiç içesim gelmiyor benim, hani çok da aramıyorum öyle’ dedi. Bir duraksadım o an  “e seviyoruum” dedim. Sonra kahveyi yaptım oturuyoruz, yudumlarken aklıma takılıverdi onun bu söylediği.  Nasıl bu kadar çok seviyorum ve gün içerisinde mutlaka içme ihtiyacı hissediyorum? Bunu düşündüm o an.

Hayatımın son 7 yılını hızlıca geçirdim zihnimden. Üzüldüğüm anları; hayal kırıklıklarımı, gözyaşlarımı, pes edişlerimi, düşüşlerimi, kalkışlarımı, mutlu olduğum anları, hep bir yerden yeşeren umutlarımı, talan olmuş gönül bahçemi yeşillendirmemde bana el uzatan insanları ve daha bir çok şeyi.  Tüm bunlar yaşanırken, kahve yapıvermiş buluyordum her defasında kendimi. Çünkü kahve; umuttu. Kahve; bana iyi gelendi, huzurdu. Araftan kaçıştı belki de. Kahve; en yakın arkadaştı.

 Kahve; ‘olsun Tuğba düşmüş olsak da yap bir kahve daha, bir daha yeniden başlarız’dı. Sessizliğimde beni dinleyen, soru sorup bunaltmayan yoldaşımdı. Ağladığımda gözyaşlarımı fincanında kucaklayandı. Mutlu anlarda mutluluğumu paylaştığımdı.  Hep yanımdaydı. O zamanlar; beni incitmeyen, yarı yolda bırakmayan, elimde kalan tek şey kahvemdi. Sorumun cevabını bulmuştum, bu yüzdenmiş bunca yüklediğim anlam ona. Çok vefalıdır, hep yanımdaydı ve hala da öyle. En güzel tarafı da artık güzel günleri daha çok paylaşıyoruz. Sayıca daha kalabalığız. Fincan sayımız ve hoş sohbetlerimiz artıyor. Dünya her ne kadar iyi bir yer olmasa da, şükürler olsun ki,  İyi insanlar hala var.

Kahveyle anılıyor olmak da hoşuma gitmiyor değil hani (: Yurtta kaldığımız dönemde kahve makinesi kullanmak yasaktı, gizli gizli yapardık kahveleri. 

Bütün kat kahve kokardı. Bir sürü fincan kahve yapardım, kalabalıkla balkonda içerdik.  Aradan zaman geçmiş olmasına rağmen telefonda konuşurken ‘Tuğba ne zaman kahve kokusu duysam aklıma sen ve yurttaki yaptığın kahveler geliyor’ diyenler olması çok güzel.  Yakın arkadaşlarımdan biri de;  ‘Tuğba ne zaman gelsem evinden kahve kokusu eksik olmuyor, senin evini Türk Kahvesi Kokulu Ev diye benimsedim artık’ dedi gülüştük haklısın vallahi dedim. Sevmek böyle bir şey işte.

Uzun lafın kısası, hepimizin hayatında evet bu bana iyi geliyor dedikleri vardır. Kendimize gün içinde mutlaka vakit ayırmalı ve iyi gelen her neyse onları hayatımıza dahil etmeliyiz. Kendimizle arayı iyi tutmalı kendimizin en yakın arkadaşı olmayı öğrenmeliyiz. 7/24 birlikteyiz kendimizden kaçma şansımız yok. Diğer insanlara gösterdiğimiz hassasiyeti kendimize de göstermeyi unutmayalım. Bir insanın başına bir sürü olumsuzluk gelmiş olsa da kendiyle barışıksa her şeyi aşabilir, asıl sıkıntı kendimizle kavgalı olmamız. İnsan kendisiyle kavgalı olduğu zaman işler sarpa sarıyor.

Sana bir şarkı önermek isterim dinlemek istersin belki. "Nil Karaibrahimgil-Benden Sana"

Şimdilik diyeceklerim bu kadar. 

Tekrar görüşmek üzere, Kendine çok iyi bak. (:

 

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!