Sığınak

Sığınağın yerini biliyorum ama bilmiyorum. Evet, sizi götürebilirim ama götüremem. Evet, kafanız karışmış olmalı. Her birimizin sığınağı kendi hayal dünyası da ondan.

Sığınak
Sığınak

Bazı zamanlar sadece bir yer olsun isterim. Bir yer, tek bir yer, bir sığınak. Duygularımı alıp kabul edecek, yargılamadan, eleştirmeden, özgürce kendimi ifade edebileceğim, içeride ben gibi sığınmacı canların da olduğu, gönlümü, ruhumu dinlendirip, gücümü toparlayabileceğim, dış dünyanın zalimliklerinden kaçabileceğim, kendimi güvende ve iyi hissedebileceğim bir sığınak. Şayet varsa böyle bir yer lütfen söyleyin yerini ve çıkıp gelelim birden başlayarak yüzlere hatta binlere, milyonlara ulaşacak şekilde.

Her insan kendinden sorumludur dediğinizi duyar gibiyim ancak yine de öyle bir sığınak olsa, ara sıra girsek, saklansak, teker teker sarsak yaralarımızı sizce de güzel olmaz mı? Ben bir sığınak buldum tam da şurada, kapalı, güvenli, korunmalı, sesimi duyan varsa gelsin demeyi ne çok isterdim bir bilseniz. Ama size güzel bir haberim var, ruhumuzun en derinlerinde aslında her birimizde var bu sığınak. Sadece bazılarımız henüz keşfedemedik yerini, yönünü. Pusulamız biraz pas tutmuş göstermiyor mevkii. Hay Allah, ne yapsak, şöyle avucumuza alıp iki silsek tozunu, kirini ve hatta iki kez sallasak düzelir mi ki acaba? O halde alın avuçlarınıza o pusulalarınızı, iki ayar çekin avam tabiriyle ve bulun o sığınaklarınızın yerini. Bulun ve deyin ki; “Sevgili pusulam, nerededir kalbimin sığınağı? Lütfen bana yerini gösterebilir misin? Senden sevgiyle rica ediyorum.” Şimdi bakın bakalım ibresi oynamaya başladı mı? Hissediyor musunuz siz de avuçlarınızdaki titreşimleri? Haydi durmayın o halde. Haydiii… bekliyorum her birinizi.

Uzun zamandır beklenen o yolculuğa çıkın. Vakti gelmiş, geçiyordu bile. Pusulanızın işaret ettiği o patikadan ilerleyin, neler bekliyor acaba sizleri? Rüzgârda sallanan ağaçların yapraklarını dinleyin, kuş seslerini takip edin, biraz ileriden su sesleri geliyor. Duydunuz mu sizde? Ben de buradayım, tam o suyun kenarında biraz soluklanmak istedim sadece. Suyun enerjisi iyi geliyor, arındığımı hissettiriyor bana. Belki eşlik etmek isterseniz haydi, gelin, oturun siz de yanıma. Konuşmak zorunda değilsiniz, sadece birlikte oturalım ve şifalanalım. Belki çokça keşkelerimiz, çokça pişmanlıklarımız, hatta çokça hayal kırıklıklarımız var her birimizin. Olsun, hiç önemli değil. Belki yabancıyız birbirimize ama duygularımız bir şekilde benziyor birbirine. Yine, her şeyde olduğu gibi, burada da benzer enerjiler birbirini çekmiştir deyip biraz soluklanmak iyi gelir diye düşünüyorum.

Sığınağın yerini biliyorum ama bilmiyorum. Evet, sizi götürebilirim ama götüremem. Evet, kafanız karışmış olmalı. Her birimizin sığınağı kendi hayal dünyası da ondan. Ben sizi kendi hayal dünyama götürebilirim ama götüremem. Belki seversiniz benim sığınağımı, belki burası nasıl bir yer böyle der, yadırgarsınız gayriihtiyari. O yüzden ben sadece size eşlik edebilirim kendi sığınaklarınızı bulmanızda.

Pusulanızı da ancak ve ancak siz onarabilirsiniz. Çünkü pusulanız aslında kalbiniz. Hangi birimizin kalbi arada kırılmıyor ki? Hangi birimizin kalbi arada acımıyor ki? Hangi birimizin kalbi arada bir sıkışıp, olduğu yerde ilerlemek, atmak istemiyor ki? O yüzden pusulalarınızı yani o güzel ama biraz yorgun, biraz paslı, biraz camı kırılmış o kalplerinizi yalnızca siz tamir edebilirsiniz. Bunun çözümleri ve kullanma talimatları içinizde saklı. Ben kendi pusulamı nasıl düzelttim diye sorarsanız hemen söyleyeyim.

Ben kendi pusulamı narince, şefkatle ve tüm sevgimle avuçlarımın arasına aldım. Önce bir sardım sarmaladım güzelce. Sonra dokundum her bir çatlağına, her bir kırık camına sevgi gönderdim ve gözümün önünde sanki sihirli bir şekilde tek tek bir araya geldi tüm kırılmış, dağılmış parçaları kalbimin. Ben bunları yalnızca saf sevginin gücüyle yapabildim. Biliyorum kolay değil, hatta yine biliyorum ki çok canınız yanıyor tüm o kırıkları yapıştırmaya başladığınızda. Ama yine çok iyi biliyorum ki geçiyor, iyileşiyor can kırıklarınız, kalp kırıklarınız.

Pusulalarınızı da onardığınıza göre artık kendi sığınaklarınızı bulabilmeniz adına, kendi yolculuklarınıza çıkabilirsiniz. Ben de yanınızdayım, tam da ihtiyaç hissettiğiniz anda bir el tutuş mesafesinde yanı başınızdayım.

Pusulanız hep sevgiyi göstersin, yolunuz hep güzel patikalardan geçsin ve mutlaka bir su kenarında durun, dinlenin nefeslenin arada. Hep yolda olmak da yorar insanı, uzun süre oturmak, arafta kalmak da yorar insanı. Her şeyde olduğu gibi burada da dengeyi yine siz belirleyeceksiniz.

Sığınaklarınızda içinizdeki tüm yarım kalmışlıklarla, tüm kalp kırıklıkları ve hayal kırıklıklarınızla, tüm yaşanmışlıklarınızla inzivaya çekilmenizi ve sonrasında şifalanmanızı dilerim. Beni sorarsanız, ben hala ara sıra kendi sığınağıma kaçıp, birkaç dakikalığına da olsa gözlerimi kapatıp, derin nefesler alıp, inzivaya çekiliyorum ve sonra hayat yoluma devam etmek üzere çıkıyorum gün yüzüne.

Ve başlasın yolculuklarımız.

Sevgilerimle Nursal Uğursal          

 

En güncel gelişmelerden hemen haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!