Özgür Bırak Ruhunu

Özgür Bırak Ruhunu
Özgürlük

Beynimizin hayalle gerçeği ayırt edemediğini biliyor muydunuz? O yüzden, geçmişte üzüldüğümüz şeyleri hatırladığımızda aynı şekilde ağlayabilir, mutlu şeyleri hatırladığımızda da hala gülebiliriz. Bilinçli olarak kırgınlıklarımızı, eski acılarımızı canlı tutmayı seviyoruz. Bu günkü davranışlarımızın haklılığını ispatlamak için onlara sımsıkı sarılmayı tercih ediyoruz.

Bu durumun, hayat akışımızı engellediğinin, önümüzü kestiğinin farkında mıyız?Gençliğimi çaldı, hakkımı yedi,kimseye güvenemez oldum dediğimiz insanlar yok mu? ‘Onun yanına mı kalsın, asla affetmem, dediğimiz insanların isimleri değişirken’ dersini geçemeyen öğrenci gibi aynı sınava sürekli girmeye devam ediyoruz.

Bu yazıyı okuma fırsatınız olduysa, ya da aynı durumlardan şikâyetçiyseniz,  bunu yazan kişi gibi sizin de uyanma vaktiniz gelmiş demektir. Ne dersiniz? Bilinçaltı, sıfır altı yaş arası bir çocuk gibi zaman mekân tanımadan, dur durak bilmeden, isteklerini dayatıp çoğu zaman bilinçte nedenini bilmediğimiz, sebebini açıklayamadığımız, davranışları tekrar etmemize sebep olur. Hala aynı acıları tekrar tekrar yaşıyor olmanın, bize ne faydası var?

Sizlerde buna yakın şeyleri yaşıyorsanız, bilinçaltınızın gerçek bir temizliğe ihtiyacı var ne dersiniz? İster uzak doğu öğretilerine bakın, ister NLP, ister koçluk ya da bunun gibi aynı hedefe hizmet eden birçok yol var. Hepsinin aynı kanıya vardığı kilit nokta, yirmi bir gündür. Zihin yirmi bir günde yeniden revize edilebilir.  Yazımın girişinde hatırlarsanız zihin hayalle gerçeği ayırt edemiyor demiştim. Belki önce zihin direnecek. Siz ısrarla çalışmanıza devam ettikçe, nihayetinde bu söyleme inanacak. İşte o gün, ruhunuz kuşlar kadar özgür ve önündeki anlara daha güvenle bakacak.

Unutmayın affetmek Allaha mahsus bir sıfatken, insanın buna ulaşmaya çalışması da erdemli birgayrettir. Nefsin sesine kulaklarınızı tıkayarak yirmi bir gün boyunca en azından güzel geçirdiğiniz birkaç saniyelikte olsa görüntüyü zihninizde canlandırın,kötü resimlerin yerine en güzelini, kötü sesler yerine en güzel sesleri ve kötü hisler yerine en güzel hisleri koyun. Kötünün kehaneti gibi iyinin de kehanetini gerçekleştirmesi niyetiyle.

Yıllarca öfke duyduğunuz bir insana‘Seni affediyorum’ demek insanın nefsine zor gelirken, ben bunu iyileşmek için tadı zehir gibi de olsa içmek zorunda olduğunuz bir ilaç içme ritüeline benzetiyorum. Kocaman bir bardak suyla, kokusunu duymamak adına nefesi tutarak ilacı yutmak gibi... Kendimin ve soyumun iyiliği için buna ihtiyacım var. Birkaç saniyelik güzel anları, bir bardak su olarak kullanabilirsiniz. O güzel anlar bu ritüeli kolaylaştırır.

Rabbimin yardımıyla, kolaylıkla ve sağlıkla kendimizin ve bütünün hayrına affetmeye niyet edelim. Affetmeyi başardığımızda, uçmamızı engelleyen tüm görünmez bağlardan kurtulduğumuzu daha kolay yol aldığımızı hep birlikte deneyimlemiş olacağız.