Korkularımız İle Nasıl Baş Ederiz?

Korkularımız İle Nasıl Baş Ederiz?

Ruhunuzdan, eşinizden, evladınızdan,ailenizden, çevrenizden,hatta kendinizden bile daha yakın hiç peşinizi bırakmayan bir oluşum bizleri  farkında olmadan esiri altına alan bir olgu var yaşantımızda. Adı korku. 

Bir tehlike veya tehlike düşüncesi karşısında duyulan kaygı, üzüntü, sinirsel bozukluk,endişe,kalp çarpıntısı,adrenalinin pompalanması,vücudumuzda oksijen karbondioksit dengesinin bozulmasına yol açan panik atak endişe sonucunda kalp krizi, felç, beyinde embolin atmasına kadar sürükleyen içsel mekanizmayı çökerten negatif sistemdir. Vücutta mantıktan daha etkin bir gücü teşkil eder. Halk dilinde bilinen bir teori vardır. "Korkularınla sınanırsın, korkularını yaşarsın, korkunu çekersin." Peki korkmasaydık ne olurdu?

Yaşamımızda nefes almamızı bile güçleştirecek biçimde bir çok kez yalnızlıktan, kaygıdan, karanlıktan, yadırganmaktan, yargılamaktan, kınanmaktan, başarısızlıktan, parasızlıktan, yaşlanmaktan, gelecekten, geçmişten, şimdiden, sevilmemekten, ölmekten, cinden, doğal afetlerden, ihanetten, kaybetmekten ve bu liste uzadıkça uzar kişiye göre oluşum sağlar. Hepimizin bir takım korkuları var muhakkak “Ben hiçbir şeyden korkmam” diyenler, dahi henüz o şeyle karşılaşmamışlardır büyük olasılıkla. Korkularımız aslında  yaşamımıza bir amaç için geliyordur. Mutlak bir görevleri de bizi korumak kollamaktır. Önemli olan hiçbir şeyden korkmamak da değil zaten. Bir miktar korku, soğuk havada battaniye, sıcak yaz günlerinde soğuk limonata gibidir aslına bakarsanız. Demek ki korku öğrenebilir bir şeyse korkmamakta kazanabilir bir durumdur. Çok sevdiğim bir hikaye paylaşmak isterim.

Bilge bir Kızılderili reisi torunuyla birlikte, kabilelerini koruyan siyah ve beyaz kurdun boğuşmasını izlerler. Torunu neden kabileyi korumak için neden iki kurda ihtiyaç olduğunu sorar. Reis, onların iyilik ve kötülüğün birer simgesi olduğunu, iki kurdun bu kavgalarının ona her zaman insanın içindeki iyilik ve kötülüğün mücadelesini hatırlattığını söyler torununa. Torunu merak eder sorar: “Peki hangisi kazanır bu kavgayı?”

Reis cevap verir: “Hangisini beslersek evlat."
Bazen nitelendiremediğimiz seslere maruz kalırız zihnimizde. (''Gelecekte ne olacak?”, “Ya başaramazsam?”, “Yalnız kalırsam”, “Ya felakete sürüklenirsem?” vb. düşünceler) harekete geçerek hücum ederler istemsizce. Sonrasında istenmeyen kimliğe bürünürüz sessizce. Oluşan bu durumda yapacağımız bir kaç yöntem ile korkularımızla başa çıkar ehlilleştirebiliriz.

Öncelikle tam olarak korkularınızı tanıyın.  Nasıl bir şeyden korkuyor olduğunuzu anlamlandırırsanız yolun büyük bir kısmına girmiş olursunuz. Örneğin asansör korkunuz olduğunuzu varsayalım. Ya kalırsam riskini taşıyorsunuz bilincinizde bunun yerine sizce dünyadaki  herkes mi bu şekilde düşünüyor kuramını koyup odağınızı değiştirip parçalara bölerek daha aza indirgeyebilirsiniz. Korkunun kendisine odaklanırsanız, o korkunuzu  genişletip büyütürsünüz. Oysa onu gözlemlerseniz, sizi ne konuda nasıl mesajlar verdiğini  anlamaya odaklanırsanız, bu korku giderek ufalır.

Korkularınızla konuşun evet yanlış duymadınız iletişime geçin onlarla. Boş yere size eşlik etmiyorlar ya. Korkular bizde hoş hisler yaratmasalar da onlar aslında bizimle iletişim kurmak isteyen, durup dinlemediğimiz sürekli ertelediğimiz yanımız. “Bu histen  hoşlanmıyorum ve bir an önce kurtulmalıyım" demek yerine korkuyu hissettiğinizde bazı şeylerin değiştiğini gözlemleyeceksiniz. Gözlerinizi kapatın ve korkunuzu dinlemeye anlamaya  başlayın.fiziksel değişimleri izleyin korkunun bedeninize yarattığı ritmi, kalp hızını, nefesinizin dengesini benimseyin, rengini, büyüklüğünü, sururetini anlamlandırın. Sonra sorun kendinize "Şu an bana ne sağlamak için burdasın?, Buradan ne çıkarmalıyım?" Muhakkak sizi koruma bilinciyle yanınızda devreye girmiştir. Sakinleşin, rahatlayın, sohbet edasında konuşmalarla telkinleyin. Göreceksinizki daha aza indirgemiş olacaksınız.
Ve tabiki nefes ritmi. Doğru nefes alıp verme biz buna diyafram nefesi olarak algılamaktayız. Bozulan dengenin daha kolay ve keyifle düzene girmesine vesile olacaktır.
Unutmayın verilen her duygu yaşanılan her şeyin bir amacı vardır. Cenab-ı Hak havf yani korku damarını vermişse bu eşsiz bedenimize hıfzı hayat için müştekil etmiştir. Korku damarımızın olmadığını bir hayal etsenize. Ölümüne cesursunuz. Mermi atsalar önüne atlayıp, ateş görseniz üzerinden zıplayıp, uçurumun ucundan bir şey olmaz diye boşluğa bıraktığınız durumlarda ne hissederdiniz? Allah size hayatınızın devamını sağlayın diye teşkil etmiştir yaşamımıza. Korkularınızın hayatınızı azaba yaşanmaz hale dönüştürmekten kurtulmak için çare arıyorsanız korkularınız sizi değil, siz korkularınızı esir alın. Her şey o dahiyane bedeninizde mevcut olarak ikram edilmiştir. Yunus Süresi 62.ayette "Bilesiniz ki Allah dostlarına hiç bir korku yoktur. Nitekim onlar üzülmeyeceklerdir de buyurmaktadır. Tevekkül AŞK ile.

"HİÇBİR ŞEY UMMUYORUM; HİÇBİR ŞEYDEN KORKMUYORUM; ÖZGÜRÜM"

Hayriye Çalışkan Acar
Profesyonel Koç